Federal Başsavcılar Tarihi
2012 yılından günümüze Federal Hükümet Başsavcıları tarihi;
Harold W. Finch (7 Eylül 2012- 22 Ocak 2021)
15 Kasım 1943 tarihinde Birleşik Krallık Salford'da dünyaya gelen Harold Walker Finch, Oxford'da uluslararası hukuk eğitimi almıştır. İngiltere'de Kraliyet Hukuk Danışmanlığı Başkanı görevlerini yürüttükten sonra 1970 yılında Birleşik Devletlere taşınma kararı almıştır. 1977 yılında Detroit Savcılığı, 1997 yılında ise Las Vegas savcılığına, 1999 yılında ise Kaliforniya Başsavcılığı makamına gelmiştir. 1999-2010 yılları arasında bu görevini sürdüren Finch, 2010-2012 yılları arasında Senato milletvekilliği, 2012 yılından 2019 yılına kadar ise Federal Hükümet Başsavcılığı görevini sürdürmüştür.
2012-2019 yılları arasında anayasada bulunan açıklıklar üzerine çalışmalar yapmış ve yasal düzenleme uygulamalarında bulunmuş, günümüzde kullanılan modern anayasanın ilk temellerini atmıştır.
2020 yılına gelindiğinde Donald Trump tarafından kendisinden istenen seçimleri erteleme talebini reddettiği için görevden alınmaya çalışılmış, senato tarafından görevden alınma talebi reddedilmiştir. Bu tarihten sonra Trump ile arası kötüleşen Finch daha sonra CNN'e verdiği bir röportajda Trump hakkında "büyük bir felaketin son eşiğiydi, bir daha yaşanmayacağını umuyorum" diyerek fikirlerini belirtmiştir.
20 Ocak 2021 de Joe Biden'ın göreve başlamasının ardından emekli olmak istediğini belirtmiş, Biden tarafından talebi 1. kez reddedildikten sonra 2. talebi üzerine emekli olmuştur. Bu tarihten sonra yerine Christopher Matthew Turing Jr. geçmiştir.
1 Aralık 2021 tarihinde görevi bırakmasının üzerinden daha 10 gün geçmeden 78 yaşında kalp krizi nedeniyle Londra'da hayatını kaybetmiştir. Kendisi evliydi ve 5 çocuk babasıydı. Çocukları tarafından kurulan Finch Foundation sayesinde her yıl 7 Bin öğrenci burs alarak eğitim görmektedir.
Christopher Matthew Turing (23 Ocak 2021 - 1 Haziran 2021)
7 Temmuz 1960 tarihinde New York'da dünyaya gelmiştir. Öğrenimini Detroit'de hukuk üzerine gerçekleştirmiş ve 2018 yılına kadar boşanma avukatı olarak görev yapmıştır.
2018 yılında Detroit Savcısı olarak atanmış, 23 Ocak 2021 tarihinde ise Joe Biden'ın sürpriz bir kararı sonucunda Federal Başsavcı olarak atanmıştır.
Harold Finch hakkında "başarısız, etkisiz" söylemleri nedeniyle basında ve kamuoyunda tepkiler görmüştür. Finch tarafından modernleştirilen Anayasanın maddeleri üzerinde çalışmalar yaparak anayasayı eski haline geri çevirmek için uğraşmış, reformlara zarar verdiği gerekçesiyle görevden alınmıştır. Kendisinin zarar verdiği reformların düzeltilebilmesi için Senato 3 ay boyunca çalışmalar yapmak zorunda kalmış, Finch tarafından yazılmış kitaplar ile reformlar güncellenmeye çalışılsa da başarılı olunamamıştır.
17 Eylül 2021 tarihinde Detroit şehrinde alkol komasına girdiği için hayatını kaybetmiştir.
Benjamin Stewart Reese Jr. (2 Haziran 2021 - 2 Haziran 2022)
21 Mart 1959 tarihinde Fransa'nın Paris şehrinde dünyaya gelmiştir. Evli ve 4 çocuk babasıdır. Üniversite öğrenimini Marsilya'da gerçekleştiren Reese, Paris bölge savcılığı makamına kadar yükselmiştir. 1987 yılına gelindiğinde Fransa dan ayrılmış ve Almanya'da Dortmund Başsavcısı olmuş, 1990 yılında ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Başsavcılık makamına gelmiştir.
1990 yılından 2010 yılına kadar AİHM Başsavcılığı yapan Reese, 2010 yılında Türkiye'ye taşınmış ve 2010-2015 yılları arasında Türk Hükümetine hukuk ve reform danışmanlığı yapmıştır. Bu yıllarını daha sonra CNN'de verdiği röportajla "özlenen zamanlar" olarak nitelendiren Reese, Türkiye'yi çok sevdiğini ve bir gün kesinlikle hayatının son zamanlarını burada geçirmek istediğini söylemiştir. 2015 yılında Türkiye'den ayrılmış ve Birleşik Devletlere taşınmıştır. 2016 yılında Washington D.C. başsavcılığı konumuna gelmiş, daha sonrasında ise 2017 yılından 2021 yılına kadar Senatoda milletvekilliği görevi yapmıştır.
2 Haziran 2021 tarihinde Joe Biden'ın ricası üzerine Federal Hükümet Başsavcılığı makamına gelmiş, reformlar ve atılımlar için Finch'in de yaptığının fazlası çalışmalarda bulunmuş ve anayasayı son nihai modernize haline ulaştırmayı başarmıştır. Yasa numaralandırmaları, daire başkanlıkları ve bunun gibi daha bir çok reformu da bakanlık bünyesine katan Reese, görevinin 1. yılında emeklilik zamanının geldiğini düşünerek emeklilik talebinde bulunmuş, talebinin onaylanmasının ardından görevi görevden alınmadan ve olay yaşamadan teslim eden ilk başsavcı olma ünvanını kazanmıştır. Görev süresi boyunca kolluk kuvvetleri ile defalarca karşı karşıya gelmesine rağmen her sorunu çözebilmesi nedeniyle "arabulucu" lakabına sahip olmuştur.
Günümüzde Türkiye'nin Antalya şehrinin Kemer ilçesinde bir villada yaşadığı ve ömrünün kalan yıllarını burada tatil yaparak geçirdiği bilinmektedir.
Gayriresmi portre, Mart 2026.
Jack Paul Winfrey Jr. (2 Haziran 2022 - Günümüz)
Jack Paul Winfrey Jr., 25 Mart 1968 tarihinde Birleşik Krallık’ın Edinburgh kentinde, köklü bir hukuk ve devlet geleneğine mensup Winfrey ailesinin bir ferdi olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarından itibaren disiplinli, soğukkanlı ve olağanüstü analitik zekâsıyla dikkat çekmiş; özellikle anayasa hukuku, devlet teorisi ve uluslararası hukuk alanlarına erken yaşlarda ilgi duymuştur.
Öğrenimini Oxford Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk alanında tamamlayan Winfrey Jr., burada yalnızca akademik başarısıyla değil, hukuk metinlerini yorumlama biçimi, anayasal kurumlara dair yaklaşımı ve devlet düzenine ilişkin fikirleriyle de öne çıkmıştır. Oxford yıllarında, hukukun yalnızca mahkeme salonlarında uygulanan bir kurallar bütünü değil; devletin hafızasını, meşruiyetini ve sürekliliğini koruyan en asli kuvvet olduğu görüşünü benimsemiştir.
Doktorasını Harvard Üniversitesi’nde tamamlayan Winfrey Jr., burada savaş hukuku, devlet sorumluluğu, anayasal meşruiyet ve yürütme yetkisinin sınırları üzerine yaptığı çalışmalarıyla kısa sürede uluslararası hukuk çevrelerinde tanınan bir isim hâline gelmiştir. Henüz genç yaşlarında, karmaşık hukuki meseleleri sade ve kesin bir hüküm sistemine dönüştürebilme kabiliyeti nedeniyle “hukuk dehası” olarak anılmaya başlamıştır.
1994-2002 yılları arasında Cambridge Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapan Winfrey Jr., akademik kariyeri boyunca yalnızca öğretim faaliyeti yürütmemiş; aynı zamanda modern devlet hukukunun kriz dönemlerinde nasıl işlemesi gerektiğine dair önemli çalışmalar ortaya koymuştur. Cambridge yıllarında yetiştirdiği öğrenciler, onun derslerini “bir hukuk anlatımından çok, devlet aklının nasıl inşa edildiğini gösteren bir okul” olarak tanımlamıştır.
2002 yılında Pentagon’a bağlı askerî yargı teşkilatında Birinci Derece Askerî Savcı olarak görevlendirilmiştir. Bu görev, Winfrey Jr.’ın karakterindeki en belirgin unsurlardan birini ortaya çıkarmıştır: hukukun, en güçlü makamlara karşı dahi geri çekilmemesi gerektiği inancı. 2003 yılında Irak’ın işgali sırasında işlendiği ileri sürülen savaş suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturmalar sonucunda 1.813 askerî personelin görevden alınmasında belirleyici rol oynamıştır. Bu süreç, onun yalnızca teorik bir hukukçu değil; baskı altında dahi hukuk ilkesinden taviz vermeyen bir devlet adamı olduğunu göstermiştir.
Kariyerinin ilerleyen döneminde yaklaşık iki yıl altı ay süreyle Kraliçe II. Elizabeth’in şahsi hukuk danışmanlığını ve Kraliyet Baş Hukuk Sorumluluğu görevini yürütmüştür. Bu dönemde saray protokolü, anayasal monarşi teamülleri ve devlet gelenekleri üzerine edindiği tecrübeler, onun hukuk anlayışına ayrı bir tarihî derinlik kazandırmıştır. Winfrey Jr. için devlet, yalnızca kurumların toplamı değil; gelenek, sorumluluk, hukuk ve ahlak arasında kurulan hassas bir dengeydi.
2006 yılında Florida Başsavcılığı görevine getirilmiş; burada kamu düzeni, mali suçlar, idarî denetim ve yargı reformları konusunda sert fakat sistemli bir yönetim anlayışı benimsemiştir. Onun döneminde başsavcılık makamı yalnızca soruşturma yürüten bir kurum olmaktan çıkmış, devletin hukukî düzenini yeniden şekillendiren etkin bir merkez hâline gelmiştir.
2014 yılında Güney Kore Büyükelçisi olarak atanması, Winfrey Jr.’ın yalnızca hukuk alanında değil, diplomasi ve devletlerarası kriz yönetiminde de olağanüstü bir kabiliyete sahip olduğunu göstermiştir. 12 Haziran 2018 tarihinde dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşen tarihî görüşmenin diplomatik hazırlık sürecinde oynadığı belirleyici rol, onun uluslararası arenadaki itibarını zirveye taşımıştır. Bu başarısı nedeniyle Norveç Nobel Komitesi tarafından Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.
2019 yılında Michigan Başsavcısı, 2021 yılında ise Kentucky Başsavcısı olarak görev yapmıştır. Her iki görevinde de Winfrey Jr., dağınık mevzuat yapısını sadeleştirmesi, kamu otoritesini yeniden tesis etmesi ve yargı-idare ilişkilerinde ölçülü fakat kesin bir disiplin kurmasıyla tanınmıştır. Onun için hukuk, ne keyfî bir sertlik aracı ne de zayıf bir tavsiye metniydi. Hukuk; devletin dili, vatandaşın güvencesi ve düzenin temeliydi.
2022 yılında Joe Biden’ın ricası doğrultusunda Federal Hükümetin yönetimini devralmış ve Federal Hükümet Başsavcılığı makamına geçmiştir. Bu tarih, Federal Hükümet sistemi açısından yalnızca bir görev değişimi değil; kurumsal aklın yeniden inşa edildiği bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Winfrey Jr., Federal Hükümet Başsavcılığı döneminde yaptığı yasal reformlar, kararname düzenlemeleri, yasa numaralandırma sistemleri, e-tebligat altyapısı, Resmî Gazete sistemi, kurumsal arşiv düzeni, başsavcılık protokolü ve devlet yazışma standartları sayesinde “Reformist” unvanıyla anılmıştır. Onun reform anlayışı, yalnızca yeni kurallar koymak üzerine değil; devletin hafızasını, ciddiyetini ve sürekliliğini koruyan bir sistem kurmak üzerine şekillenmiştir.
Önceki Federal Hükümet Başsavcısı Benjamin Stewart Reese Jr. ile yakın dostluğu olduğu bilinmektedir. Reese Jr. ile birlikte gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretleri, Winfrey Jr.’ın fikir dünyasında önemli bir yer tutmuştur. Bu ziyaretler sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün devlet kurma iradesi, hukuk devrimi, kurumsal disiplin anlayışı ve cumhuriyetçi devlet vizyonundan derinden etkilendiği ifade edilmiştir.
Winfrey Jr., Atatürk’ten “ideal lider” ve “ideal devlet adamı” olarak bahsetmiş; onun hukuk, devlet, ordu, millet ve modernleşme arasında kurduğu dengeyi kendi yönetim anlayışının en önemli ilham kaynaklarından biri olarak görmüştür. Winfrey Jr.’a göre Atatürk, yalnızca bir asker veya siyasi lider değil; çökmüş bir düzenden hukukî, kurumsal ve ahlaki bir devlet çıkarabilmiş ender tarihî şahsiyetlerden biridir. Kendisi bunu “Bazıları Mustafa Kemal için ‘yüz yılda bir gelir’ der. Bana göre bu eksik bir tariftir. Böyle büyük adamlar, bin yılda bir dahi zor gelir. Türkiye, geçmişinde ‘Kanuni’ olarak anılan hükümdarlarıyla, Avrupa henüz karanlık çağlarını yaşarken kendi aydınlık devrini kurmuş bir medeniyetin mirasçısıdır. O düzenin bozulduğu, devlet aklının zayıfladığı ve milletin yeniden ayağa kalkmak zorunda kaldığı bir dönemde Mustafa Kemal gibi büyük adamlar ortaya çıkar. Fakat herkes bir Mustafa Kemal olamaz; ancak onun gibi olmaya çalışabilir. O, zamanının ötesinde bir adamdı.” sözleriyle ifade etmiştir.
Bu nedenle Winfrey Jr.’ın makam odasında yalnızca hukuk kitapları, devlet armaları ve kararname arşivleri değil; aynı zamanda Atatürk’ün bir portresinin de yer aldığı bilinmektedir. Bu portre, onun için bir süs unsuru değil; devlet adamlığı ölçüsünün sessiz bir hatırlatıcısıdır.
J.P. Winfrey Jr., görev süresi boyunca soğukkanlılığı, üstün hukuk zekâsı, devlet geleneklerine bağlılığı, reformcu kimliği ve kriz anlarında gösterdiği sarsılmaz iradeyle Federal Hükümet tarihinin en etkili başsavcılarından biri olarak kabul edilmiştir. Dostları onu ağırbaşlı, ölçülü ve prensip sahibi biri olarak tanımlarken; muhalifleri dahi onun hukuk bilgisi, devlet disiplini ve karar alma kudreti karşısında saygı duymak zorunda kalmıştır.
Kendisi, Federal Hükümet Başsavcılığı görevini hâlen sürdürmektedir.